Dabba Sefer Tası Filim Analizi



DABBA SEFER TASI FİLM ANALİZİ






  Dabba sefer tası filminde değinilen ve sorgulamamız istenilen ana temalardan kısaca bahsetmeye çalışacağım.

 AŞK: 

  Hiç karşılaşmadığınız birisine aşık olabilir misiniz? Yüzünü görmediğiniz, sesini duymadığınız birisi kalbinizin en derin köşesine dokunabilir mi? Bütün engelleri aşıp sevdiğinizin peşinden gider miydiniz? 

  Mide: 

   Erkeklerin kalbine giden yol gerçekten midelerinden mi geçer ? 
   Kadın bir hayat ağacı gibidir: Besler, meyve verir, yağ yoğun 
   Erkek bir avcı toplayıcıdır: Döller, avlar, kas yoğun, enerji tüketir

  Özlem:

    Film, isminden başlayarak eskiyi hatırlatmaktadır: Sefer tası

  Mezar:

    "Kendime mezar yeri edinmek için başvurdum geçenlerde. Bana önerilen dikey bir mezar yeriydi. Dikey! Ben zaten hayatım boyunca otobüslerde ve trenlerde ayakta durdum; şimdi mezarda da ayakta durmamı istiyorlar benden." (manzaralı mezar, sapa mezar v.s ?)

  Değişim: 

    Film, birbirini görmeden, duymadan, dokunmadan, hissetmeden iki insanı birbirine bağlayan o ilahi gücün, kaynağının nereden geldiğini, bu güç karşısında nelerden vazgeçtiğimizi ve inanılmaz değişimi gözler önüne sermektedir...( oyun bozan etkisi/kırılmalar/travmalar)

   *** Bireylerde çaresizlik algısına direnmenin iki yolu vardır:
Birincisi: koşulların değişebileceğini, başka bir dünya ihtimalini canlı tutmak.
İkincisi: (Konformizmi), yani içselleştirilmiş sosyal baskıyı zayıflatan somut örnekler ve (oyunbozan) etkisi.

   Sefer tasındaki lezzetli yemekler ( farklı rastlantılar, hayatı farklılaştıkça v.s immün sistem harekete geçer ve farkına varır, aymak(post immünolojik) toplumun problemi de budur)

   Post-immülojik: (Tükenmişlik sendromu konusu içerisinde dir.)

http://www.metiskitap.com/catalog/text/214634
http://m.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/yorgunluk-toplumu-2039281?n=1

   Hayatın bütün tatsızlıklarını, monoton yaşamı biraz tuz, biraz baharat ile gidermeye çalışan bir film(çeşni,farklılık,değişime sebep v.b bunların çatışımı ile ayarız"gerçeği anlarız" sıradanlık ancak bu şekilde kırılır)  Bundle'ın yığın kuramı.

Dabbawalla:

  Dört milyonda bir yanılma payıyla, yanlış adrese teslim edilen bir sefertasının hikayesini anlatmaktadır...
    Basitin başarısı, bu kişiler cep telefonu yahut karmaşık lojistik sistemler kullanmadan, bisiklet, tren gibi ulaşım araçlarıyla 6 saat içerisinde neredeyse hatasız bir şekilde bu işi başarabilmekte. Bu sistem, 1890 yılından bu yana kullanılıyor.( Basit bir sistemin başarılı olması şaşırtıcı değil mi ?)
    Dabbawalla sistemi. Hintçe Dabba sefertası, walla ise adam anlamına gelmektedir. Bu kişiler okuma yazma da bilmemektedirler.

Gerçek:

   Sefertası, gerek gerçekçi ve yalın yaklaşımı, gerekse odağına insanı ve kenti alan duruşuyla öne çıkıyor.(tanım-sosyalizasyon-bilinç-hümanist)

 Konu çokluğu:

    Filmin önemli bir artısı bulunmaktadır: Kendisini konusu ile sınırlamaması.

 Postmodern Toplum:

  Film, Hint düşünce geleneğine ve geleneği karşısında modernizmin eleştirisine denk geliyor, modern hayata dair sorgulamalar doğurmakta.(Şiddet toplumu, aynılık ve şeffaflık terörü)
    Kapitalistleşen ve zenginleştikçe insanları yoksullaştıran kent hayatı, mikro ölçekte ise yalnızlaşan, mutsuzlukla mücadele eden, iş dünyasında yükselmeye çalışan kişileri son derece doğal ve yalın bir şekilde anlatabilmesi(biz gibi görünüp biz olamama durumunu anlatmaktadır)
  Gittikçe kalabalıklaşan ve kapitalistleşen Mumbai, ondan karısını ve geçmişini çalmış gibi, gelecekte yeri yok artık Saajan'ın.(Varoluşsal kaygı yalnızlık)
    Saajan. Bir yandan da boğazına takılmakta lokmalar, çünkü biliyor ki bu şehirde öğle yemeklerini tok tuttuğu için muz yiyerek geçiren o kadar çok insan var ki! (suriyeli göçmenler; yardım etmeli mi, etmemeli mi?)

Resim-1
    Resim-1'de görüldüğü üzere, hayat pahalılığı nedeniyle sokakta muz yiyen bireyler görülmekte.

Resim-2

     Resim-2'de muzu öğle yemeklerinde yiyen bireylerin tercih etme nedenleri açıklanmış.



Süper Ego:
   Açıkçası filmde hiç görünmeyen bu teyze karakterini lla!nın süper ego'su olarak okumak mümkündür. Zira evliliğini kurtarması için ona öğütler veren ve sadece sesi ile üst kattan seslenen bir karakter Teyze(kişiliğin bileşenleri id-ego-süper ego)

Tutunamayanlar/ Tutunmaya çalışanlar:

    Zenginleşen Hindistan'ın değişen büyük kent yaşamında tutunamayanlar. Shaikh ise belli ki taşradan gelen ve bu vahşi kapitalist şehirde tutunmaya çalışan birisi. Amerikalıların deyişiyle bir "self-made man", işi öğrenmeye, üstlerine yaranmaya ve yükselmeye yani bu hayata tutunmaya çalışan birisi... Ayrıca çok doğal(bu henüz şehirleşememiş kişilerde vardır Kemal Sunal rolleri), bir yandan da hesaplı, tuttuğunu koparan Shaikh de bu şehirde yalnız aslında.(opportunism)

Çağrışım: 

  Yaşlılığı anlatan çok güzel bir sahne var mesela filimde. Saajan, IIa'ya son mektuplarından birinde diyor ki, "eskiden banyoya girdiğimde büyükbabamın kokusunu duyardım, işte bu yaşlılığın kokusuydu, son zamanlarda bu kokuyu sık sık duyuyorum, sonradan farkettim ki bu benim kendi kokum, artık yaşlanıyorum...".

İletişim Köprüsü:

   Saajan'la olan dostlukları zamanla yerini adını koyamadıkları farklı bir duyguya evrilse de her ikisi de asıl kendi hayatlarını sorgulamaktadırlar. ( başka birine ifade edebilmekle iç dünya dış dünya köprüsü kurulur - transferaz ( bu arada duygu transferi de olur) zaten trans dediğimiz şey bireyin kendi dünyasının hipnozu altında olması halidir biraz da iletişim işte bu trans halinden çıkmamızı sağlar)
   Bu kadar az kelimeyle ne kadar çok şey anlatılabildiğini, satır aralarına ne kadar çok duygunun sıkıştırılabildiğini gördüm. ( Bu iletişim köprüsü illa sözle olmak zorunda değil- yönetmen de bu transferazı bize tavırların ağırlıklı olduğu bir film ile vermekte.)

 Paylaşım: 

    Günümüzde sanal ortam vasıtası ile hiç tanışmadan birbirleri ile ilişki kuran insanların yalnızlığına, tanınmamanın verdiği bir güvenle iç dünyalarının kapılarını açma cesaretine de bir gönderme adeta. Korkuların, toplumsal baskıların insanın iç sesini bastırmadığı zaman, o sesin nasıl da dış dünyaya yansıtılandan başka şeyler söylediğinin kanıtıdır.
   Belki de kendi iç dünyamızın sesi, duymaya hazırsanız tabii


Altruism/Özgecilik:

   Ila'nın mutsuz evliliği ile Saajan'ın emeklilik sonrası düşeceği koca boşluk aynı döneme gelmektedir. İkisi de birbirine dertlerini anlatırken birbirlerine aslında ne kadar çok destek olduklarını da fark ederler.(Filmde ikisinin de beklentileri yok birbirinden. İşte bu yüzden samimi olabiliyorlar bu kadar) Altruism.

Anlam ve referans- Frege:

   * Bazen yanlış tren, seni doğru istasyona götürür.

   * Karısı gülerkenki cama yansısını hatırlıyor adam(anılar detaylarda)

   * Gayri safi milli mutluluk olan yer(ütopya- ne işe yarar? İmajinasyon beyne mış gibi yaşamlar sunar- seyredenlerde de hareket edenle aynı nöronlar ateşleniyor)

   * Dabba sistemi savunmaktadır, hatayı kabul etmemektedir( sıra dışı her şey tehlikelidir.)

  * Saajan stajyeri koruyor, oysa kimseyi korumamış, niçin?

  * "Kimse eski piyango biletini almak istemez"

  * Cenazede annesinin sözleri

  * Ila'nın kendisine yazdığı mektup(aslında kendimize yazdığımız mektuptur hayat)


 
   
   





 

   


















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilimin Öncüleri-1